Bazı insanlar hayatımıza tesadüfen girmez. Bazen bir
yağmur, iki yabancıyı aynı sokakta buluşturur. Bazen
tek bir bakış, yıllardır sakladığımız yaraların kapısını
aralar. Ve bazen aşk, bizi iyileştirmek için değil; kendi-
mizden kaçamayacağımız bir gerçekle yüzleştirmek
için gelir.
O, geçmişinin ağırlığını taşıyan bir kadındı. O, kalbinin
etrafına duvarlar örmüş bir adamdı. İkisi de sevmekten
korkuyordu. İkisi de incinmekten.
Ama hayat, insanın en çok kaçtığı şeyi karşısına
çıkarmakta ustaydı. Bir yağmurun altında başlayan
hikâyeleri; sırlar, kırgınlıklar, tutkular ve geçmişin
gölgesinde büyüyen bir aşkla bambaşka bir yola
sürüklenecekti.
Çünkü bazı aşklar insanın hayatına girmez... İçine işler.
Ve bazı yağmurlar dinmez. İnsan, en sonunda kendi
içinde ıslanmaya başladığında anlar: Asıl sığınacak yer,
başka birinin kalbi değil; kendini bulduğun yerdir.

