Bazı insanlar hayatı sadece yaşamaz;
onu derinlemesine hisseder.
Bir bakışın değiştiğini, bir ses tonunun inceldiğini, bir ilişkinin
içindeki mesafenin arttığını çoğu zaman herkesten önce fark
ederler. Bu farkındalık, onları daha anlayışlı, daha empatik ve
daha duyarlı kılar. Ancak aynı duyarlılık, sınırlarla korunmadı-
ğında insanın kendisine karşı yabancılaşmasına neden olabilir.
Kendini ifade etmek yerine susmak,
kırılmamak için değil kırmamak için geri çekilmek,
ilişkileri korurken kendini kaybetmek…
Zamanla görünmeyen bir yorgunluk oluşturur.
Duyarlılığın Bedeli, çok hisseden insanların iç dünyasına klinik
bir perspektiften yaklaşarak; duyarlılığın ne zaman güç, ne
zaman yük haline geldiğini ele alır. Empati, aşırı düşünme,
onay ihtiyacı, sınır koyamama ve terk edilme kaygısı gibi süreç-
leri yalnızca tanımlamakla kalmaz; bu süreçlerin insanın kendi-
lik algısı ve ilişkileri üzerindeki etkilerini derinlemesine inceler.
Bu kitap, yalnızca ne yaşadığını anlatmaz;
neden bu şekilde yaşadığını da anlamanı sağlar.
Psikolojik açıklamalar, gerçekçi vaka örnekleri ve uygulanabilir
içgörülerle, duyarlı bireylerin kendilerini suçlamadan anlayabil-
melerine ve kendilerini kaybetmeden var olabilmelerine eşlik eder.
Çünkü amaç duygusal derinliği azaltmak değildir.
Asıl olan, hissettiklerinin içinde yönünü kaybetmeden
kalabilmektir.

