Bazı insanlar hayatımıza bir rastlantıyla girer;
sonra bütün geçmişimizi, inançlarımızı ve
geleceğimizi değiştiren bir hikâyenin parçası
olur.
Özgür, yılların yorgunluğunu, yalnızlığını ve
hatıralarını taşıyan emekli bir öğretmendir.
Hayatın onu artık şaşırtamayacağını düşün-
düğü bir zamanda karşısına çıkan insanlar,
bildiği bütün düzeni değiştirir. Gül ve
Mehmet’le kesişen yolu, onu yalnızca
beklenmedik bir aşka değil; yeniden sevmeye,
sahip çıkmaya ve bir aile kurmanın anlamını
keşfetmeye götürür.
Fakat bu hikâye yalnızca bir aşk hikâyesi değildir.
Bir öğretmenin çocuklara duyduğu sevgiyi, Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığını,
dostluğu ve dayanışmayı hayatının merkezinde tutuşunu anlatırken; toplumun farklı
dünyalarından gelen insanların aynı sofrada, aynı acıda ve aynı umutlarda nasıl
buluşabildiğini de gösterir.
Kimi zaman bir düdüğün sesi, kimi zaman bir çocuğun “Öğretmenim” deyişi, kimi
zaman beklenmedik bir aşk…
Bir Öğretmenin Atatürk ve Çingene Aşkı, hayatın kıyısında kaldığını düşünen
insanların birbirlerine tutunarak yeniden ayağa kalkmalarının; sevginin yaş, köken
ve hayat tarzı tanımadan insanları birbirine yaklaştırmasının sıcak, sıra dışı ve
yer yer sarsıcı hikâyesi.
Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük bir mucize değil, tam zamanında
karşısına çıkan başka bir insandır.

